
Kurumsal web tasarımı
Firmanızı başta Tuzla olmak üzere bölgesel olarak veya Türkiye genelinde doğru kullanıcılara vermiş olduğunuz hizmeti ulaştırmak için günümüz de en kolay yöntemlerin başında gelmektedir. Siz de firmanız için bir web sitesi kurdurmak istiyorsanız, profesyonel, anlaşılabilir, dinamik (yönetilebilir), kolay seo yapılabilir ve mobil uyumlu bir web sitesi için bizi tercih edebilirsiniz.
Firmamız İnternet teknolojisi Türkiye’de kullanılmaya başladığı günden bugüne bir çok tv kanalı, radyo, fabrika, holding ve hizmet sektöründe hizmet veren işletmeye web sitesi konusunda yardımcı olmuştur. Tuzla’de bulunan 500 firmayı aşkın işletme için web tasarımı, seo hizmeti, Google reklamcılık alanında çalışmalar sağlamıştır.
Sizde referanslarımız arasında yer almak isterseniz, iletişim bilgilerimizden bize ulaşabilirsiniz.
Hizmetlerimiz
Aşağıda belirtiğimiz üzere tüm hizmetlerimizden faydalanabilirsiniz, hangi hizmetimizi alırsanız alın fark etmeksizin 7/24 Whatsapp üzerinden veya arayarak destek alabilirsiniz ve ayrıca firmamız tarafından her hizmet, tüm süreçte kontrol altında tutulmaktadır.
1-) Web tasarım
a-) Kurumsal web sitesi
Markanızın kurumsal kimliğini sektörünüze uygun, kullanıcı dostu ve güvenli şekilde geliştiririz.
b-) Sosyal medya
Bir çok sosyal medya ağında firmanızın çalışmalarını hazırlarız, bu çalışmalar; Google haritalar kayıt, Google adwords hizmeti, Facebook sayfa tasarımı, X sayfa tasarımı, İnstagram sayfa tasarımı, Tiktok sayfa tasarımı ve Youtube sayfa tasarımı gibi herkesin kullandığı platformlardır. Bu platformlar da gerekli olan fotoğraf, video ve yazılı metin gibi bir çok çalışmamız hizmet dahilindedir. Ek bir ücret talep edilmez.
c-) Logo tasarımı
Firmanızın logoya ihtiyacı var ise şayet, bulunduğunuz sektöre yönelik size özgü logo tasarımı yapmaktayız.
d-) Seo çalışması
Bir web sitesinin olmazsa olması seo çalışmasıdır. Seo sizi başta bulunduğunuz bölge olmakla beraber tüm dünya genelinde sektörünüz de göz önünde olmasını sağlamaktadır. Web siteniz için site içi seo çalışmaları hizmetlerimiz dahilinde olup her hangi bir ücret ödemezsiniz.
Seo nedir ve önemi nedir öğrenmek için aşağıda yer alan makalemizi okuyunuz!
Tuzla
Tuzla, Kocaeli’nin sınırında İstanbul’a bağlı bir ilçemizdir, ayrıca işletmemizin şubesinin bulunduğu semttir. Firmamızın şubesi Türkiye’ye İnternet yaygınlaşmaya başladığında İstanbul Tuzla ilçesinde postane mahallesi diye adlandırılan konumda kurulmuştur, merkez konumu Gebze eski çarşının hemen yanında bulunan Meydan diye adlandırdığımız bölgede yer almaktadır.
Tuzla web tasarım
Web tasarım, bir işletmenin veya tanıtmak istediğiniz her hangi bir bilgi, düşünceyi ve biyografiyi İnternet dediğimiz platformda görsel ve yazılı olarak yayınlamanızı sağlayan web sitelerinin dizayn etme çalışmasına verilen isimdir.
Bir web sitesi, kod, görsel içerik ve yazılı metinlerin anlaşılabilir şekilde birleştirilerek bilgisayar ortamında görüntülenmesi aslında, web siteleri genel amacı bilgi sunmaktır, amaçsızca bile olsa bir bilgi yansıtmasından ötürü insanların ilgisini çekmiştir her zaman. Bu yüzden İnternet teknolojisi dünya da oldukça hızlı gelişim sağlamıştır.
Web tasarım nedir?
Web tasarımı, web sitelerinin tasarımını ifade eder. Genellikle yazılım geliştirmeden ziyade web sitesi geliştirmenin kullanıcı deneyimi yönlerini ifade eder. Web tasarımı, masaüstü tarayıcıları için web siteleri tasarlamaya odaklanıyordu; ancak 2007 yılının başlarından bu yana mobil ve tablet tarayıcıları için tasarım giderek daha önemli hale geldi.
Seo nedir?
Seo İngilizce bir cümlenin kısaltılmışıdır. Search engine optimization türkçesi arama motoru optimizasyonu olarak bilinir. Her hangi bir web sitesini günümüz de kullandığımız Google, Yandex ve Bing gibi arama motorlarının algoritmasına göre dizayn etmektir.
Seo, web tasarım veya grafik tasarım gibi tek seferde yapılabilecek bir işlem değildir, aslında her iki hizmeti kapsayan bir çalışmadır. Çünkü arama motorları algoritmalarını sürekli değiştirmektedir. Bunun nedeni kullanıcılara en doğru bilgiyi sunabilmektir.
Bu yüzden bir web sitesinin tasarımı yapılırken tüm çalışmanın başında seo teknikleri yer almak zorundadır, web sitenizin alan adından, hostingi, kodlamasından, içeriğine kadar seo kavramı dahil olmak zorundadır.
Seo nasıl yapabilirim?
Öncelikle yukarıda belirtiğimiz gibi alan adınızdan web sitesinin içeriklerine kadar bu çalışmanın tamamen size özgün olması önemlidir. Özgün olmayan her web sitesi arama motorları tarafından kopya içerik olarak algılandığı için istediğiniz kadar dış kaynaklarla bir çalışma sağlasanız da başarısız olursunuz.
Web sitenize seo yapabilmeniz için tüm ayrıntıları kısaca anlatalım;
Alan adınız (domain)
Alan adı, bir web sitesinin İnternetteki adı ve adresidir. Şayet firma adınız bilindik bir adı var ise bunun için tercihiniz değişken olamaz ancak sektörünüze bağlı bir alan adı kullanacaksanız kısa ve öz olması önem teşkil eder.
Web Hosting
Bir diğer adıyla barındırma, bir web sitesinde yayınlanmak istenen sayfaların, resimlerin veya belgelerin İnternet kullanıcılarının erişimine sunulabilmesi amacıyla bir sunucuda saklanmasıdır.
Seo kapsamında web hostingine ait ip adresi ve sunucunun hizmet verdiğiniz ülkede yer alması önemlidir. Türkiye’de hizmet sunan bir firma web sitesinin yurt dışında barınması demek arama motorları tarafından anlaşılır ve rakiplerinizin sizin önünüze geçmesini sağlar. Örnek verecek olursak aynı sektörde aynı kalite de seo çalışması yapan 2 firma düşünün birinin barındığı ülke Türkiye diğerinin barındığı ülke Almaya, Türkiye’de barınan web sitesi arama sonuçlarında daha ön planda olacaktır.
Kodlama
Web sitenizin kodlaması önemli unsurlardan biridir, arama motorları belirli güncellemeler ve süreç dahilinde web sitenize botlar göndermektedir. Bu botlar web sitenizi tarayarak arama sonuçlarında görünmenizi sağlar. Web sitenizin kodlaması şayet doğru şekilde olmadığı zaman botlar tüm web sitenizi taramadan içeriğinizi algılamadan gidecektir. Bunun için kodlama önemli unsurların başında gelir.
Özgün içerik
Web sitenizin içeriği ne kadar özgün olursa yukarıdaki çalışmaların eksiklerini bile kapatabilir, seo çalışmanızın en önemli unsuru tabi ki kullanıcılara sağlamış olduğunuz içeriktir. Bu içerikler bulunduğunuz sektörü doğru yansıtmıyor ise özgünlük kavramının da aslında bir anlamı olmaz. Yani anlayacağınız üzere tamamen özgün olmanızda fayda var.
Özgün bir içerik için ne yapmalısınız peki?
Öncelikle içeriğiniz de yer verdiğiniz yazılı metinlerin tamamen başlığınız ile ilişkin ve doğru bilgiyi yansıtıyor olması şarttır. Bu bilgileri yansıtırken kullanıcıyı doğru yönlendirmeye dikkat etmelisiniz, kullanıcıyı H etiketleri ve strong (belirgin) etiketleri sayesinde doğru şekilde yönlendirebilirsiniz. İkinci etapta içeriğiniz de yer verdiğiniz videoların ve fotoğrafların yazılı metine uygun hazırlanmalıdır, bildiği üzere arama motorları artık video ve fotoğrafları yazılı metin gibi algılayabiliyor.
Yukarıda belirtmiş olduğumuz çalışmaları kusursuza yakın yaptığınız sürece Google, Yandex ve Bing gibi global arama motorlarında web siteniz doğru kullanıcıya ulaşacaktır.
İnternet
1-) Kim buldu?
İnternet’in iki büyük mucidi bulunmaktadır. İnternet’i icat eden Tim Berners Lee ve Vinton Cerf‘dir. İki büyük bilim insanı İnternet’in icadı kısa sürede tüm dünyaya yayılmayı başarmıştır.
2-) Ne zaman bulundu?
İnternet’in bulunması ve ortaya çıkması kademeli şekilde gerçekleşmiştir. İlk İnternet’in temelleri 1950 yılında Amerika’da atılmaya başlandı. Daha sonra 1960 ve 1970 yıllarında İnternet hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır. Günümüzde ki halini alması 1989 yılında son buldu. İnternet’in tam olarak icat edilmesi 1989 yılı olarak kabul edilmektedir.
1989 yılında İsviçre’nin Cern şehrinde herkesin ortak kullanabildiği ve kampüsteki kişilerin kullanabilmesi için bir alışveriş ağı kurulmak istendi. Daha sonra oluşturulan bu ağa Dünya’da ki farklı kişilerin de bağlandığı görüldü. Bu şekilde internet artık halka açılmış oldu. Böylelikle internet icat edilmiş oldu.
Tarihçesi
1950 yıllarında bilgisayarlar hayatımıza girmeye başlamıştı. Bilgisayarlar geliştikten sonra veri aktarımı ihtiyacı doğdu. Bunun için bir sistem ağı oluşturulmak için 1950 yıllarında İnternet’in ilk temelleri atılmış oldu. Bu veri ağı Fransa ve İngiltere’de kullanılmaya başlanmış oldu.
İnternet ile ilgili ilk somut veri ağı Amerika’ da ARPANET sistemidir. ARPANET sistemi üzerinden ilk mesaj gönderilmiş oldu. Bu şekilde İnternet üzerinden ilk mesajlaşma bu şekilde sağlandı. İnternet üzerinden ilk mesaj bu sistem üzerinden Amerika’da bulunan Kaliforniya Üniversitesi’nin profesörün bilgisayarına gönderilmiştir.
1960 yıllarında geldiğimizde ise ARPANET sisteminin daha da hızlı bir şekilde geliştirilmesine karar verildi. Sistem daha hızlı ve güvenilir olan bir veri ağına dönüştürüldü. Ağ paylaşımı ile birlikte iki bilgisayar arasına veri aktarıldı.
Daha sonra bu ağlar sistem üzerinden hızlı bir veri aktarımı yapılan sistem haline getirildi. Bu şekilde 1989 yılında günümüzdeki İnternet ortaya çıktı. Günümüzde İnternet hala geliştirilmekte ve kullanılmaktadır.
Web tasarımının temeli
Web tasarım, web sitelerinin görsel düzenini ve kullanıcı deneyimini planlama ve oluşturma sürecidir. Web tasarım yapan tasarımcılar, web sayfalarının estetik, işlevsellik ve erişilebilirlik açısından kullanıcı odaklı olmasını sağlamak için çeşitli teknikler ve araçlar kullanırlar. Web tasarımı, bir web sitesinin başarısında kritik bir rol oynar çünkü ilk izlenimler genellikle tasarımla oluşur ve kullanıcıların siteyi nasıl deneyimleyeceğini belirler.
1-) Tuzla Grafik tasarım
- Renk Kuramı: Web sitesinin renk paleti, kullanıcıların duygusal tepkilerini ve genel deneyimlerini etkiler. Uyumlu ve estetik renkler seçmek, markanın kurumsal kimliğini yansıtmada önemlidir.
- Tipografi: Yazı şablonunun seçimi ve düzenlenmesi, okunabilirlik ve estetik açısından kritiktir. Farklı yazı tipleri, boyutlar ve hizalamalar, sitenin kaliteli ve kullanıcı dostu görünmesini sağlar.
- Grafik ve Görseller: Videolar, ikonlar, resimler ve diğer medya unsurları, içeriği besler ve kullanıcıların ilgisini çeker.
2-) Tuzla (UX) Dizayn
- Kullanıcı Dostu: Web sitesinin ne kadar kolay ve sezgisel kullanılabilir olduğu. İyi bir kullanıcı deneyimi, sitenize girenlerin rahatça gezinmesini ve aradıkları bilgilere hızlıca ulaşmasını sağlar.
- Tesir Dizaynı: Kullanıcıların siteyle nasıl tesire girdiğini belirler. Düğmelerin, formların ve diğer etkileşimli unsurların yerleşimi ve işlevselliği, kullanıcı deneyimini doğrudan etkiler.
- Yönlenme: Kullanıcıların sitede kolayca gezinmeleri için menüler, bağlantılar ve diğer yönlendirme araçlarının etkili bir şekilde tasarlanması.
3-) Tuzla Duyarlı Tasarım
- Mobil Uygunluk: Web sitesinin farklı cihaz ve ekran boyutlarında (masaüstü, tablet, mobil) sorunsuz çalışması. Duyarlı tasarım, kullanıcıların hangi cihazdan eriştiklerine bakılmaksızın iyi bir deneyim yaşamalarını sağlar.
- Esnek Düzenler ve Grid Yöntemleri: İçeriğin ve bileşenlerin farklı ekran boyutlarına uyum sağlayacak şekilde esnek yapıda tasarlanması.
Tuzla Web Tasarım Süreci
1-) Araştırma ve Taslak
- Gereksinim Analizi: Hedef kitle, amaçlar ve gereksinimlerin belirlenmesi.
- Site Haritası ve Yapı: Web sitesinin genel yapısının ve sayfa hiyerarşisinin oluşturulmasıç
2-) Wireframe ve Model Oluşturma
- Wireframe: Web sitesinin temel düzenini ve yapısını gösteren düşük çözünürlüklü iskelet yapılar.
- Model: Görsel tasarım unsurları içeren yüksek çözünürlüğe sahip örnekler.
3-) Dizayn ve Geliştirme
- Grafik Dizayn: Renkler, yazı tipleri ve grafiklerin detaylandırılması.
- Programlama: HTML, CSS ve JavaScript gibi programlama dili kullanarak tasarımın hayata geçirilmesi.
4-) Deneme ve Yayınlama
- Kullanıcı dostu Denemeler: Web sitesinin farklı cihaz ve tarayıcılarda denenmesi.
- Yayınlama: Web sitesinin çevrim içi ortama (üretime) aktarılması.
5-) Bakım ve Güncellemeler
- Düzenli Güncellemeler: İçerik ve tasarımın düzenli olarak güncellenmesi ve iyileştirilmesi.
- Kullanıcı Geri Bildirimleri: Kullanıcıların geri bildirimlerine göre tasarımın en iyi duruma getirilmesi.
Tuzla Web tasarım, sadece estetik bir disiplin değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimini ve sitenin işlevselliğini en iyi duruma getirmeyi amaçlayan kapsamlı bir süreçtir. Hoş bir web tasarımı, kullanıcıların siteyle etkileşimini kolaylaştırır, markanın kimliğini güçlendirir ve işletmelerin bilişim hedeflerine ulaşmalarını sağlar. Teknolojinin sürekli büyümesiyle birlikte, Tuzla web tasarımının da İnversion ve yeniliklere adapte olması kaçınılmazdır. Bu nedenle, Tuzla web tasarımında başarılı olmak için güncel yönelimleri ve kullanıcı ihtiyaçlarını sürekli takip etmek önemlidir.
Konu Dışı
Tuzla Resimleri
Tuzla’nın tarihi ve güzelliklerin yansıttığımız fotoğraflar ve videoları buradan görebilirsiniz. Resim ve videolar güncel tutulur yeni resi ve videoları görmek için sıklıkla ziyaret edebilirsiniz.






Tuzla Tarihi
Kalekapı Çevresi
Tarihî süreç içerisinde Orta Anadolu’da görülen Neolitik yaşam biçimi; muhtemelen Çanak Çömleksiz Neolitik (Yeni Taş Çağı) Dönem’in sonlarına ve Çanak Çömlekli Neolitik Dönem’in başlarına doğru İÖ, 7000-6000 yıllarında Marmara Bölgesi’nde de görülmeye başlanmıştır. Bu dönemin özelliklerini taşıyan arkeolojik verileri Fikirtepe (Fikirtepe, Temeyne, Tuzla) Evresi’nde görmek mümkündür. Fikirtepe Kültürü olarak adlandırılan ve o dönemde Tuzla Kalekapı yerleşim yerinin de içinde yer aldığı bu kültür, İÖ, 6000 yılından itibaren yaklaşık 1000 yıllık bir zaman dilimini kapsamaktadır.
Kalekapı çevresinde 1958 yılında Tuzla İlkokulunun temellerinin kazılması sırasında rastlanılan Neolitik Dönem’e ait arkeolojik bulgular vasıtasıyla Tuzla’nın bilinen en eski tarihi ile ilgili bilgiler elde edilmiştir.
Aynı okulun bahçesinde 1965 yılında yapılan arkeolojik araştırmada ise yine aynı döneme ait ağırşak ve çanak çömlek parçaları bulunmuştur. El yapımı olan keramiklerin; yüzeyleri açkılı, kum ve mika katkılı, içleri astarlı, koyu renkli, bazılarının ise deve tüyü renkte oldukları tespit edilmiştir. Keramik parçaları birleştirildiği zaman geniş ağızlı, boyunlu, boyunsuz, ağza doğru daralan, kenarlı, dudaklı ve düz dipli kaplar elde edilmektedir.
Düz bir alan olan Kalekapı’da mimarî bir tarza rastlanmadığı ve dal örgü biçiminde kulübelerin barınak olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Yerleşim yerinde bulunan hayvan kemiklerine bakıldığı zaman Kalekapı sakinlerinin “karma ekonomik” model olarak tanımlanan bir beslenme düzenleri vardır. Yoğun olarak balıkçılık yaptıkları, kıyı kesimlerden midye topladıkları, yaban sığırı avladıkları ve evcilleştirdikleri koyun ve keçilerin etlerini yedikleri; ayrıca çevredeki yenilebilir yabani yemişlerden de yoğun olarak beslendikleri anlaşılmaktadır.
Tuzla’nın Bilinen İlk Sakinleri
Tuzla ve yöresinin ilk yerleşenlerinin kimler olduklarını şu anda kesin olarak bilmemekle beraber İÖ, 1200-700 yılları arasında Firig kavmine mensup Bebrikler olduğu tahmin edilmektedir. Bu nedenle Marmara Denizi’nin kuzey kesimlerine Bebrikya deniyordu. Kadıköy-Tuzla sahil hattı Bebriklerin yerleşim alanı içinde kalmakla beraber, Bebrikler bu alanda siyasî bir birlik oluşturamadılar.
Daha sonraki yıllarda bölgeye gelen Kimmerler, Bebrikleri ortadan kaldırdılar. Ancak Kimmerler de bölgede siyasî bir birlik oluşturamadılar. Bebrikler gibi Trak kökenli bir kavim olan Bitinler, muhtemelen İÖ, 650 yıllarında Avrupa’dan gelerek Kimmerleri bölgeden kovdukları gibi Bebrikleri de egemenlikleri altına aldılar ve bölgede krallıklarını kurdular.
Bitinler İÖ, 546-545 tarihinden itibaren 200 yılı aşkın bir süre Perslerin egemenliği altında kaldılar. Perslerin, Büyük İskender’e yenilmesi sonucunda Zipotes, Bitinleri tekrar bağımsızlığına kavuşturdu ve kendisi Kral unvanını aldı. Böylece ilk olarak bölgede siyasî birlik oluşturuldu. (İÖ, 297)
Akritas / Tuzla
Osmanlı Devleti Dönemi öncesinde Tuzla Burnu’na Akritas deniyordu. İlk Çağ yazarlarından Menippos, Artemidoros ve Ptolemeos; burun anlamına geldiği için Akritas’ın, sadece Tuzla Burnu’na verilen bir ad olduğunu belirtmişlerdir. Jules Pargoire ise Akritas’ın sadece Tuzla Yarımadası’nın en uç noktası değil, Tuzla Yarımadası’nın tamamına dendiğini sağlam delillerle ortaya koymuştur.
Adı geçen bölgede, kuruluş tarihini tam olarak bilemediğimiz, ancak VI. yy’da, bugünkü Tuzla’nın yerinde Akritas adında bir köyün varlığı bilinmektedir.
XVIII. yy’la kadar bu adla anılan köy, Osmanlı Devleti yönetimine geçtikten sonra Niğde, Yiğitli ve Tuzla adlarıyla anılmıştır.10 Günümüzde ise Tuzla adı kullanılmaktadır.
Roma ve Bizanslılar Dönemi
Bitinya Kralı IV. Nikomedes’in vasiyeti üzerine Bitinya’nın Roma’ya bırakılması üzerine Tuzla ve yöresi İÖ,74 yılından itibaren artık Roma topraklarının bir parçasıydı. Roma’nın 395 yılında Doğu ve Batı Roma olarak ikiye ayrılmasından sonra Tuzla ve yöresi yaklaşık on bir asır Doğu Roma’nın egemenliğinde kaldı.
Daha sonraları Doğu Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu olarak adlandırıldı. Hristiyanlığın Anadolu’da yayılmasının ardından Tuzla’da, Bizanslılar Dönemi’nde Andreas, Hagios Tryphon, Theotokos, Hagios Demetrias manastırları; Değirmenaltı Kilisesi, Hagia Glikeria, Hagios Taksiarhis, Hagios Theodoros kiliseleri adlarında çok sayıda dinî yapı yapılmıştır. Bu yapılardan sadece İncir Adası’ndaki (Bugünkü adıyla Koçun Adası) Glikeria Kilisesi’nin bazı bölümleri koruna bilmiştir.
Bir de Bizanslılardan günümüze kalan Manastır mevkiinde Hagios Demetrios su kuyusu bulunmaktadır.
Tuzla’nın Türk egemenliğine geçişi
Tuzla’nın, Türklerin egemenliğine ilk olarak geçişi Anadolu Selçuklu Sultanı Süleyman Şah ile Bizans İmparatoru Alexios Komnenos arasında 1081 yılında yapılan Dragos Suyu Anlaşması ile gerçekleşmiştir.
Bu anlaşmayla Tuzla ve yöresi Anadolu Selçuklu Devleti’ne bırakıldı. Kısa bir süre sonra Bizanslıların eline geçen Tuzla ve yöresi, 1329 yılında Orhan Bey zamanında yapılan Pelekanon Savaşı sonucunda tekrar Osmanlı Devleti yönetimine geçti. 399 yılında Bizans İmparatoru Manuel, İzmit’e kadar olan yerleri Osmanlılardan geri alınca Tuzla bir daha Bizanslıların egemenliğine girdi.
12 Ondan sonraki yıllarda birkaç kere Osmanlılarla Bizanslılar arasında el değiştiren Tuzla,1453 yılında İstanbul’un alınışından sonra sürekli olarak Osmanlı yönetiminde kaldı.13 Geliri; Çelebi Mehmet Dönemi’nde yapılan Bursa’daki Yeşil Külliye’ye vakfedilen Tuzla14, Cumhuriyet Dönemi’ne kadar bu vakfa bağlı vakıf köyü olarak varlığını sürdürdü.
Tuzla; Bizanslılar Dönemi’nde Hristiyan Rumların, Osmanlılar Dönemi’nde ise Hristiyanlarla birlikte az sayıda Müslümanların yaşadığı bir köydü. 1845 yılında Benanin, Aya İstrait, Aya Yani, Aya Todari, Aya Dimitri adında beş mahallede 234 hane Rum; buna karşılık bir mahallede 37 hane Müslüman yaşıyordu.
Bu durum 30 Ocak 1923 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan “Nüfus Mübadelesi Anlaşması”na kadar sürdü. Bu anlaşma gereğince Tuzla’daki Rum nüfus Yunanistan’a, Yunanistan’ın çeşitli yörelerinde yaşayan Türklerin bir bölümü ise Tuzla’ya yerleştirildi. Bu tarihten itibaren Tuzla’da sadece Türkler ikamet etmeye başladılar.
Tuzla’nın Yöresel Bilgisi
Hacet Deresi: İnsanlık tarihi sürecinin en uzun dönemi olan Eski Taş Çağı; Alt ,Orta ve Üst olmak üzere üç alt döneme ayrılmaktadır.
1940 yılında yapılan tarihi bir araştırmada Tuzla’nın Aydınlı mahallesinin batısında Hacet Deresi mevkiinde bu döneme ait arkeolojik bulgulara rastlanmıştır. Bu bilgilere dayanarak bölgede binlerce yıl önce yaşamış insanların hayat tarzları hakkında az da olsa bilgi sahibi olmaktayız.1940 yılında o zaman köy olan Aydınlı’nın batısında bulunan Hacet Deresi yöresinde yapılan araştırmalar neticesinde bir el baltası ve kazıyıcı tipinde yongalanmış taş aletler bulunmuştur. Bu balta Eski Taş Çağı’nın ilk evresi özelliklerini taşımaktadır.
Tuzla Kalekapı: Kalekapı çevresinde 1958 yılında Tuzla İlkokulu’nun (şimdiki Milli Eğitim Müdürlüğü binası) temellerinin kazılması sırasında rastlanılan Neolitik Dönem’e ait arkeolojik bulgular vasıtasıyla Tuzla’nın bilinen en eski tarihi ile ilgili bilgiler elde edilmiştir.
Aynı okulun bahçesinde 1965 yılında yapılan arkeolojik araştırmada ise yine aynı döneme ait ağırşak ve çanak çömlek parçaları bulunmuştur. El yapımı olan keramiklerin; yüzeyleri açkılı, kum ve mika katkılı, içleri astarlı, koyu renkli, bazılarının ise deve tüyü renkte oldukları tespit edilmiştir. Keramik parçaları birleştirildiği zaman geniş ağızlı, boyunlu, boyunsuz, ağza doğru daralan, kenarlı, dudaklı ve düz dipli kaplar elde edilmektedir.
Arkeologlar, çanak çömlek yapımını baz alarak ilk kez bu çağda besinlerin toplandığını, yemeklerin pişirildiğini belirtmişler ve bu çağı Çanak Çömleksiz ve Çanak Çömlekli diye iki alt döneme ayırmışlardır. Türkiye de bu çağ, Yeni Taş Çağı olarak adlandırılmaktadır.
Uzun yıllar mağaraları ve çeşitli kovukları geçici barınak olarak kullanan insanlar sonunda yerleşik düzene geçerek konutlar yapıp köyler kurmaya başlamışlardır. Bu gelişme çağımızın sosyal ve ekonomik düzeninin başlangıcını oluşturmaktadır. Bu çağda insanoğlunun yaşam tarzında önemli değişmeler meydana gelmiş ve bu çağa gelinceye kadar geçimlerini avcılık ve toplayıcılıkla sağlayan insanoğlu üretime dayalı bir hayat tarzına geçiş yapmıştır.
Düz bir alan olan Kalekapı’da mimarî bir tarza rastlanmamıştır ve dal örgü biçiminde kulübelerin barınak olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Yerleşim yerinde bulunan hayvan kemiklerine bakıldığı zaman Kalekapı sakinlerinin “karma ekonomik” model olarak tanımlanan bir beslenme düzeninin olduğu görülmektedir. Yoğun olarak balıkçılık yaptıkları, kıyı kesimlerden midye topladıkları, yaban sığırı avladıkları ve evcilleştirdikleri koyun ve keçilerin etlerini yedikleri; ayrıca çevredeki yenilebilir yabani yemişlerden de yoğun olarak beslendikleri anlaşılmaktadır
Temeyne: Bu yerleşim yeri günümüzde Temeyne diye anılan yerde tespit edildiği için Temeyne Höyüğü diye adlandırılmıştır.
Temeyne, Pendik ve Kaynarca tren istasyonları arasında , SSK Hastanesinin tren istasyonu tarafındadır. Buluntu yerinden tren yolunun geçmesi ve çevreye yeni binaların yapılması sonucunda Temeyne yerleşim yeri ortadan kalkmıştır.
Bu bölgede ilk bilimsel çalışma 1960 yılında Şevket Aziz Kansu tarafından yapılmıştır. Ele geçen arkeolojik buluntular Fikirtepe Höyüğünde bulunanlarla aynı özelliklere sahiptir.
1981 ve 1992 kazı dönemlerinde ortaya çıkan tabakalar; ilk kazı yeri ile birleştirilememesi yüzünden bir bütünlük içinde yerleşim yerinin konumunu tam olarak belirginleştirmemiştir. Her iki kazıda da arkeolojik buluntu vermeyen sert ana toprağa inilmiştir.
1981 yılında yapılan kazıda 1 metreye kadar açılan çukurda Bizans Dönemine ait çanak çömlekler, 1 metreden sonra ise Son Yeni Taş Çağı bulguları veren 6 evreli tabaka tespit edilmiştir. 1992 yılında yapılan kazı da ise üst yüzeyin erozyona uğraması nedeniyle herhangi bir tabakalama yapılamamış, altta ise 3 veya 6 tabakalaşmanın varlığı anlaşılmıştır.
Her iki kazıda da birbirinin aynı olan mimari yapıların izlerine rastlanmıştır. Barınaklar çukurların üzerine yapılmış çamur sıvalı dal-örgü duvarları olan basit kulübelerdir.
Kazılarda ele geçirilen çanak çömleklerden başka saplı damga mührüne benzeyen bir madde , bir adet kadın figürü, hayvan heykelcikleri ve ağırşaklar da Temeyne’de ki buluntular arasındadır.
Çağdaşı yerleşmelerde olduğu gibi Temeyne’de de yontma taşlar kullanılmıştır. Bu taşlardan deliciler, kazıyıcılar, bazı alet uçları, az olmakla beraber öğütme taşları, ezgi taşları, yassı baltalar, yuvarlak vurgu taşları ve perdah taşları yapılmıştır.
Taş aletlerin dışında kemik ve boynuzdan yapılmış keski olta kancası, perdah aletleri, biz ve mablak gibi malzemeler de bulunmuştur.
1981 yılında yapılan kazıda iki barınağın içinde taban altına büzülmüş vaziyette gömülmüş insan iskeletlerine rastlanmıştır. Mezarlara hediye konmamıştır. 1992 yılı kazısında ise rastgele ve mimari ile ilişkili olmayan on dokuzu yetişkin, yedisi çocuk, geri kalanı ise fetüs olan iskeletlere ait otuz adet mezar bulunmuştur. Yanlarına az sayıda ölü hediyesi konmuştur.
Yerleşme alanında bulunan hayvan kemiklerinden anlaşıldığına göre koyun, keçi ve sığır gibi hayvanların etlerini yedikleri ve bu hayvanları da evcilleştirdikleri anlaşılmaktadır.
